Çocuk devresi; Çocuğun süt emzirme dönemi bitince terbiyesine devam etmelidir. Kınalizade bu evrede uygulanacak metodu; tedrici olarak güzel fiiller ve beğenilen ahlakı telkin etmek, kötü fiilleri yasaklamak, ar ve ayıp olacak bir davranışı yapmaya çalıştığında “Sakın! çok ayıptır ve terbiyesizliktir bunu bir daha kesinlikle bunu yapma!” sözleriyle ikaz etmek ve kınayarak serzenişte bulunmak biçiminde açıklamaktadırlar.

 

Süt emzirme döneminin bitmesine kadar olan evrenin onun tarafından tabi terbiye olarak değerlendirildiği söylenmektedir. Ancak başka şekilde belirtildiği gibi müellifin eserinde buna işaret bir ifadeye de rastlamamıştır. Onun süt evresinden sonraki bu döneme tavsiye ettiği telkin metodundan dolayı “telkin devri” ve gerçek terbiye bu devrede oluştuğu için “hakiki terbiye devri” ismi verildiği belirtilmiştir.

Kınalızade, J. Locke’nin ünlü “tabular asa “(boş levha) sını hatırlatır bir biçimde çocuğun “levh-i idrakleri sade olmayla her canibe kabildir” söylediği kelimeleriyle ikaz levhalarının sade olmasından dolayı her yönelebileceğine işaret etmektedir. Ancak onun “sade” kelimesini kullanması idraklerin boş olmadığını gösterir. Aynı zamanda bunun arkasından gelen cümlede çocuğun tabiatının henüz hayvani (behimü) seviyede olduğundan hareketle bu hayvani tabiatın gereği olarak çoğunlukla rezil fiillere yöneldiği belirtilmektedir. Bu da çocuğun tamamen boş bir idrakledünyaya gelmediğinin bir göstergesidir. Aslında o, gerek insanda nefislerinin meydana gelişi ve insani nefis olan natik nefsin kazanılması gerekse faziletlerin elde edilmesi konularında insanın basamak basamak zamanla ve eğitimle natik nefsi kazanma ve insanlık vasfını elde etme hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Bu sebeple çocuğun doğuştan sonraki nefsi ve erdemleri elde edinceye kadar olan gelişimi için bu kısımlara dikkat edilmelidir.

Düşünürler, çocuğun idrakinin “sade” olduğu için eğitime müsait olduğunu düşünmektedirler. Çocuk yukarıda belirttiğimiz gibi henüz hayvani tabiata sahip olduğu ve bunlarda rezil fiiller gerektiği için bunlara yönelse de yasaklandığı, tenbih edildiği ve azarlandığı zaman levhası “sade” olduğu için kaçınma ve yasaklanma da kalbinde yerleşir. Yani bir davranışın kötü ve yasak olduğu, kaçınılması gerektiği öğretildiğinde bunu öğrenebilir. Müllifimiz burada bazı alaycı kişilerin “sefih çelebi” olarak isimlendirdikleri sefih ve noksan akla uygun yaşayışları ile meşhur olmuş asilzadelerin çocukken yanlış eğitildiklerine dikkat çekmektedir. Onların bu hale gelmelerin sebebi küçükken riayet ve hürmet sebebiyle mürebbiyeleri ve dadıları tarafından kötü fiillerin yasaklanmaması, yapmaması konusunda ikaz edilmemesi, ne derlerse ve ne yaparlarsa “Aferin!” denilip bir şey olmamış gibi hoş karşılanmasıdır.

Kınalızade, filozofların çocuğun terbiyesinde fiilin tabiatına, yani çocuktaki her kuvvete uymak gerektiğini dile getirmeye çalıştıklarını belirtir. Bu filozoflara göre çocukta ilk meydana gelen güç utanma (haya) dır. Çocukta haya kuvvetinin yerleştirildiğinin göstergesi çocuğun çoğu zaman insanların yanında başını aşağıya eğip arsızlık, küstahlık yani edepsizlik etmemesidir. Bu da çocuğun asaletinin delilidir. Bu durumda ki çocuğun terbiyesine yönelmeli ve ahlakının düzeltilmesine ihtimam göstermelidir. Onun buradaki açıklamaları erdemlerin kazanılması konusunda verdiği bilgileri hatırlamaktadır. O çocuğun doğumundan sonraki gelişimine işaret ederken insanın belli bir süre sonra temyiz gücünün kazandığına ve bu gücün ilk eserinin utanma (haya) olduğuna işaret edilmiştir.

Müellifimiz çocuk eğitimi konusunda da her zaman olduğu gibi Tusi ve Devvani’ yi takip etmiş ancak biraz farklı bir şekilde “sade” levhayı öne alarak konuyu işlemeyi tercih etmiştir. Onun burada kaynak gösterdiği filozoflar büyük bir ihtimalle Tusi ve Devvanı’dir.  Onların dayandıkları kaynaklar ise İbn Miskeveyh’ dir.

Kınalizede utanma duygusuna sahip bir çocuğun terbiyesinin nasıl yapılacağı konusunda da İbn Miskeveyh’ den gelen Tusi  ve Devvani’ in  tavsiyelerini tekrarlar. Şüphesiz o bu tavsiyelere iç tenlikle katılmıştır. Çünkü onlardan kendisine gelen bilgileri döneminin ihtiyaçlarına göre geliştirme, eksik yönleri tamamlama gibi bir gayretin içine girmemiş, aksine bazı yerleri belki o dönemlerde anlaşılması veya bu tip insanların bulunmasının zorluklarından dolayı kısaca vermekle yetinmiştir.

Utanma duygusunu kazanmış çocuğun terbiyesi için reziletleriyle tanınan, çocuğun terbiyesine zıt kişilerle bir arada bulunması yasaklanmalıdır. Sefihlik ve fuhuş yapan, oyun ve eğlence ile meşgul kişiler ile çocuk ve gençleri oturtup sohbet ettirilmemelidir. O bunun sebebini selefleri gibi çocuğun levhasının (idrakinin) “sade” olmasına bağlar. İnsan özellikle çocukluk ve küçüklük çağlarında “huy hırsızı” ve henüz “sade” bir idrake sahip olduğu için onların ahlak ve tavırlarıyla ahlaklanabilir. İnsan özellikle çocukluk dönemlerinde başkalarından gördüğünü kolayca alabilecek şekilde “huy hırsızı” olabilir.

Müellifimiz çocuk eğitiminde iyiyi övme, kötüyü kınama ve ibret için kötüleri örnek gösterme gibi metotları da tavsiye eder. Ona göre eğitici, çocukların yanlarında daima iyi ve hayır sahibi kişileri övmeli, kötü ve zararlı insanları ayıplayıp kınamalıdır. Böylece çocuk kötüden uzaklaşıp iyi tercih eder. Eğer kötü bir işe yönelirse açık bir şekilde başa kakıp çıkışmak yerine kınayarak cezayı hafifletmeli ve onu hata ile yapılmış kabul edilmelidir. Yada hatayı görmezden gelip “o çocuk bu davranışı yaptığından şu cezayı almış”  şekilde başka bir çocuğu örnek göstermelidir. Gerekmeyince “sen şöyle yapmışsın” denilmemelidir. Aksi takdirde çocuk “ bildikleri halde bana ceza vermediler”  diyerek tekrar aynı şeyi yapabilir.

Çocuk nefsi emareleri mevcut ve kötülüğe mani olacak akılları henüz olgunlaşmadığı için büyüme sürecinin başında kötü fiiller meyana gelebilir. Bazı çocuklarda yalan, hırsızlı ve hıyanet vb. kendisine ve başkalarına zararı olan çirkin pek çok davranış ortaya çıkabilir. Kınalizade bu konuda uyanık olup hemen bu davranışı yasaklamayı ve çocuğun kötü huyunu terbiye etmeyi gerekli görmektedir.

Çocuk bazı işlerini gizleme alışkanlığı kazanmamalıdır. Eğer buna alışırsa yaptığı kabahatlerini de gizlemeye alışır. Çocuğun yalan söylemesi ve ister doğru ister yanlış olsun yemin etmesi da yasaklanmalıdır. Ayrıca çocuklara erkeklerin meclisinde az söz söyleme, soru sorduklarında cevap vermekle yetinmede öğretilmelidir. Çok gülme ve hoşa gitmeyen kötü davranışlar da yasaklanmalıdır. Çocuğun her gün boş zamanında bir miktar oyun oynamasına izin verilmelidir. Ama bu oyun kötülükler ve çirkinlikler içermemelidir. Kınalizade ilk çocukluk devresindeki eğitim için telkin, iyiyi övme, kötüyü kınama ve kötüyü örnek gösterme gibi metotlarla dini eğitimde tavsiye ettiği tekrar metodunu önerir. Çocuğa bu devrede hareket etmek, durmak, oturmak, söz söylemek, yemek yemek gibi bütün görgü kuralları öğretilmelidir.

CEVAP VER